Neden Bİyogaz

Türkiye’de de biyogaz üretimine dönük büyük ve şimdilik geniş ölçüde kullanılmayan bir potansiyel bulunmaktadır. Yenilenebilir Enerji Kanunu‘nda değişikliğe gidilmesiyle birlikte 2011 yılında Türk biyogaz sektörünün gelişimine yönelik siyasi çerçeve koşullarının oluşturulmasına başlanmıştır.

Biyogaz, biyokütlenin işlenmesi sonucunda elde edilen yanıcı bir gazdır. Biyogaz, yanıcı diğer gazlardan (örneğin doğalgaz) farklı olarak sadece hayvansal veya bitkisel, yani organik hammaddelerden elde edilmektedir: Biyolojik atıklar, gıda sanayii kaynaklı organik atıklar, mısır veya şeker pancarı gibi enerji bitkileri ile hayvan besiciliğinde oluşan hayvansal dışkılar biyogaz tesislerinde substrat olarak kullanılabilir.

Yüksek yoğunluklu tarımsal faaliyetler sonucunda iklime önemli ölçüde zarar veren azot oksit ve metan emisyonları oluşmaktadır.

Bunun dışında hayvan yetiştiricliği de birçok ülkede ciddiye alınması gereken “dolaylı” bir çevre sorunu teşkil etmektedir.

Çiftlik gübrelerinin tarımda sahip oldukları ekonomik ve ekolojik değere ilişkin bir bilincin var olmadığı yerlerde, sıvı ve katı çiftlik gübreleri çoğu zaman lokal yer üstü sularına (yakınlardaki dere ve nehirlere) veya yakınındaki tarım arazilerine deşarj edilmektedir.

Bunun sonucunda ise yer üstü ve yeraltı sularında yüksek azot ve fosfor konsantrasyonları, koku ve hijyen sorunları meydana gelir. Organik artık maddelerinin enerji üretiminde ve tarımsal alanlarda kullanılması sonucunda biyogaz sistemleri, sözü edilen sorunların asgariye indirilmesine katkıda bulunabilir.

Fosil enerji kaynaklarından üretilen enerjiye kıyasla biyogazdan üretilen enerjinin CO2 derecesi prensip olarak nötrdür: Yani açığa çıkan CO2, daha önce bitkilerin atmosferden aldıkları CO2 kadardır.